93 HARBİ VE GÖÇ

1877-1878 yılları arasında Tuna ve Kafkasya cephelerinde yapılan Osmanlı-Rus Savaşı, Hicri takvimde 1293 yılını gösterdiği için “93 Harbi” olarak anılmaktadır.

Önemli ölçüde Türk nüfusuna sahip olan Tuna, Osmanlı’nın en zengin vilayetlerinden biriydi. Ancak 19. yüzyılın başlarından itibaren Balkanlar’daki inanç farklılıkları üzerine yürütülen siyaset sonucunda Rum, Bulgar, Sırp ve Romen halklar ile Müslümanlar arasında din düşmanlığı ve iç çatışmalar filizlenmeye başladı. Bu huzursuzluğun arttırılması amacıyla Sofya, Varna, Filibe, Rusçuk gibi merkez şehirlere tayin edilen Rus konsoloslar propagandalar yapıyor, Rusya’ya eğitime gönderilen Bulgar gençler aracılığıyla misyonerlik çalışmaları yürütülüyor ve ihtilalci cemiyetler kuruluyordu.

Rusya, büyük isyan için eğitim, kültür ve basın gibi her türlü propaganda aracını kullandı. Ancak 1876 yılına kadar gerçekleştirilen tüm isyan hareketleri, ya başlamadan önlendi ya da geniş halk kitlelerine ulaşamadan hüsranla sonuçlandı. Bu başarısızlıkların sonuncusu 1875 yılında halktan yeterince destek bulamadığından kolayca bastırılan Eski Zağra Ayaklanması oldu.

Tüm girişimlerine rağmen istediği sonucu alamayacağını anlayan Rusya, 24 Nisan 1877 tarihinde Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. Osmanlı-Rus Savaşı, sadece savaş meydanlarına çıkan iki ordu arasında gerçekleşmedi; Hıristiyan Kazak süvari birlikleri, çeşitli vaatlerle kandırılmış Bulgarlar ile Bulgar çeteleri de Rus Ordusu’na destek oldu.

21 Haziran’da öncü kuvvetleri ile Maçin, Tulça, İshakça ve Mecidiye’yi işgal eden Rus Ordusu, bu bölgede yaşayan Müslümanların neredeyse tamamını öldürdü, köylerini yağmalayıp yaktı. Tırnova, Kızanlık, Rusçuk ve Eski Zağra’da da durum farksızdı. İşgal edilen dükkânlar ve evler yağmalanıp, 11 günde 1.100 Müslüman katledildi. 15.000 kişilik Müslüman nüfusa sahip Filibe işgal edildiğinde, şehirde sadece Hıristiyan komşularına sığınmış 100 kişi kalmıştı. Bu katliamlardan kaçabilenler ise daha güvenli gördükleri Varna ile Şumnu’ya sığınmak için yola çıktı.

Edirne’ye ilk göçmen kafilesi 15 Temmuz 1877’de ulaştı. Daha önce Müslümanların yanı sıra aralarında Yahudi, Rum, Amerikan misyonerleri ile bazı Bulgarların da bulunduğu bir grup, şehirlerini boşaltıp buraya sığınmışlardı. 19 Ağustos itibariyle Edirne’deki Türk, Tatar, Yahudi ve Hıristiyan göçmenlerin sayısı 10.000’i aşmıştı.

Filibe ve Edirne’nin işgal edildiği Ocak 1878 tarihinde ise Bulgaristan’dan bu bölgelere sığınmış Türkler, Anadolu’nun iç taraflarına doğru ilerlemeye başladılar. Bu sırada Ruslar tarafından Lüleburgaz dolaylarında yakalanan 200.000’e yakın Türk ve Çerkez göçmenin bir bölümü tutsak edildi. Bulgaristan’dan ayrılan Müslümanların bir kısmı ile Sırbistan hâkimiyetindeki Türk, Arnavut ve Çerkezler Makedonya’ya göç etmişlerdi. 1879-1880 yıllarında Kosova’ya bağlı Priştine, Prizren ve Üsküp sancaklarında 100.000 Bulgaristan göçmeni yaşamaktaydı.

15 Eylül 1877’de Dobruca’dan Selanik ve Kavala’ya gelen göçmenler, takip eden aylarda güneye doğru yollarına devam etti. 24-28 Ocak 1878 tarihleri arasında Dedeağaç Limanı’na 16.000, Tekirdağ Limanı’na 15.000 ve Varna Limanı’na 8.000 göçmenin ulaştığı bilgisi kayıt edildi.

RAPORLAR

  1. yüzyıl sonlarında Bulgaristan topraklarında yaşayan yaklaşık 1.600.000 Müslüman’ın büyük bölümü göç esnasında soğuk, açlık ve hastalık gibi sebeplerle hayatını kaybetti.

(İngiliz Gazeteci Gay’in Plevne-İstanbul notları)

(Konsolos Wajorde Winton’ın 20 Kasım 1877 tarihli raporu)

(Konsolos Reade’in Büyükelçi Layard’a, 9 Ocak 1878’de sunduğu rapor)

 

”Göç”