Buhara’dan Bursa’ya İpek Yolu’ndan Payitaht Bursa’ya Göç Köprüsü

Yıldırım Bayezid Dönemi’nden itibaren transit ticarette Tebriz’in yerini alan Bursa, İpek Yolu sayesinde İran ve Orta Asya çevreleri ile ilişkilerini arttırmıştı. Kısa bir zaman içinde bir baharat antreposu ve çekim merkezi haline gelen şehrin nüfusu 40.000’e ulaştı. Bu ilişki sadece iktisadi boyutta kalmadı. Aynı zamanda bir kültür başkenti haline gelen payitaht Bursa’ya sanatçılar ulema ve dervişler İpek yolunu izleyerek gelip yerleştiler.

Bir kültür koridoru haline gelen İpek yolu sayesinde Yesevi uluları Ortadoğu’dan, Buhara’dan, İran’dan ve Türkistan’dan gelerek Bursa’ya yerleştiler. Bunların arasında ham ipek getiren Acemler ile Kazerunî Dervişleri ve kendilerine Horasan Erenleri denilen Yeseviye mensupları da bulunuyordu.

Osmangazi’nin kayınpederi Edebali Şam’da, İznik Medresesi’nin ünlü müderrisi Davud-ı Kayserî Kahire’de, Kara Hoca Alaeddin İran’da, Kadızâde-i Rumî Horosan ve Mâverâünnehr’de, Molla Fenarî Kahire’de, Alaeddin-i Rumî Semerkand’da, Germiyanlı Ahmedî Mısır’da ihtisas yapmışlardı. İslami coğrafyalarda âlim, mutasavvıf ve şair olan bu bilgili ve kültürlü şahsiyetlerin Bursa’ya göç etmesi, Orta Doğu devlet anlayışının, İslami ve geleneksel esaslarının Osmanlı sarayına taşınmasına vesile oldu.

Davud-i Kayserî, bir ucu Semerkant-Buhara’da diğer ucu Konya’da olan dönemin büyük fikir ve düşünce akımının temsilcilerinden biriydi. Orta Asyalı ünlü mutasavvıf Ahmed Yesevî’nin geleneğine bağlı mutasavvıflar da bu süreçte etkin rol oynuyorlardı. Özellikle Şeyh Edebali ve Geyikli Baba hem sosyal hem de siyasal bakımdan geniş bir çevreyi etkilemişti.

Bursa’nın fethinden başlayarak erken Osmanlı dönemi kültürel yapısında etkili olan Türkistan kökenli birçok mutasavvıf bulunmaktadır. Geyikli Baba, Abdal Murad, Abdal Musa, Yoğurtlu Baba, Doğlu Baba, Alaca Hırka, Postinpuş Baba, Şeyh Mehmed Küşteri, Şahin Baba, Selahaddin Buharî gibi isimleri bu bağlamda sayabiliriz. 14. yüzyıl sonlarında başlayan yeni bir dalga içinde Emir Sultan, Ali Dede el-Buharî, Baba Zâkir, Et Dede, Seyyid Natta, Seyyid Nâsır, Seyyid Usül, Abdal Mehmed, Ali Mest-i Ethemî, Davud Dede, Çerağlı Dede, Abdüllatif-i Kudsî, Mecnun Dede, Ali Şîr Dede bunlar arasındadır.  Osmanlı yönetimi kendileri için zaviyeler inşa ettirmiş, vakıflar tahsis etmiştir.

Türkistan ile Anadolu’nun ayrı bir ilişkisi vardır. Bursa denince akla gelen ilk isim olan Emir Sultan da Buharalıdır. Emir Sultan Tekkesi’nin, külliyesinin hatta mahallesinin kurucusu olan bu derviş Kübrevî geleneğinin de bölgedeki ilk temsilcisidir. Buhara Dergâhı, Özbekler Dergâhı, Buhara Kalenderhânesi ifadeleri de bu şehir ile o bölgenin kadim dostluğunu göstermektedir.

Bu dönemde, İpek Yolu üzerinde bulunan Sivas’tan (Sivasîler) Bursa’ya göçenler birer mahalle kurdular. Tebriz’den getirilen mimar ve ustalar da Bursa’da yaşamaya başlayarak Yeşil Külliye gibi önemli eserlere imzalarını attılar.