Bursa’nın Fethi

Osmanlı tarihçisi Âşıkpaşazâde (D. 1400) Bursa’nın fethine ilişkin şunları yazmıştır: “Bursa cenk ile alınmaz. Sabır gerek. Bir hisar yaptı kaplıca tarafına. İçine kardaşı oğlu Ak Demür’ü kodu. Bir dahi dağ tarafına yaptı. Balabancık derler idi, bir kulu var idi. Bu hisara dahi onu kodu. Ve bu iki hisarı bir yılda yaptı. Köylerini ma’mur etti. Ve illa hisardan daşra bir kâfir barmağın çıkartamaz oldular. Bu iki taraftan gâziler vilayeti zapt ettiler (6 Nisan 1326).” Bu kayda göre; Bursa şehri kuşatma altında tutulurken, ova ve çevresindeki alanlar zapt edilmiştir. “Köylerini ma’mur etti” ifadesinden ise buraların “şenlendirildiği,” yani Türkmen nüfusun yerleştirilerek imar edildiği, yollar ve zaviyeler yapıldığı anlaşılmıştır.

Seyyah ve yazar İbn-i Battuta da (D. 1304) 1333 yılında Bursa’yı ziyaret ettiğini ve bu sırada şehrin dışındaki bir kaplıcanın yanında bulunan ahi zaviyesinde gecelediğini söylemiştir. Bu bilgi de Bursa’nın fethinden daha önce bölgede Türkmen yerleşimlerinin olduğunu kanıtlamaktadır. Aynı dönemde ahiler de bu topraklara yerleşerek debbağlık (dericilik) ve dokumacılık gibi kadim meslekleri icra etmiş, abdal adı verilen halk ozanları ile tasavvuf ehilleri de yöreye gelmiştir.

Osman Gazi’nin Alpleri, Kara Mürsel, Akça Koca ve Konur Alp Bursa’dan önce, Sakarya Vadisi’nde fetihler yaparak Akyazı, Koca-ili ve Düzce yörelerini zapt ettiler. Orhan Bey ise Bursa’nın kuşatmasını pekiştirerek Adranos/Orhaneli’ni fethetmiştir.

 

Koza Han

Bey Sarayı

Ulucami