Ermeniler

Hint-Avrupa kökenli bir topluluk olan Ermeniler, Roma’ya bağlı olarak yaşadıkları MS. 4. yüzyılın başında Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. Zamanla dünyanın farklı noktalarına dağılan Ermenilerin çoğu, bugün, 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden ve anayurtları olan Ermenistan’da yaşamaktadır.

 

Osmanlı Devleti’nin bağımsız bir cemaat olarak tanıdığı, bu sayede refah ve huzur içinde yaşayan Ermeniler, Anadolu’dan gelen göçlerle ilk olarak Bursa’da ardından da İstanbul’da büyük bir cemaat oluşturmuştur.

 

Osmanlı hâkimiyetinden önce genellikle Çukurova, Doğu Anadolu ile Kafkasya bölgelerinde yaşayan Ermeni halkının bir bölümü Bursa’nın başkent olmasıyla birlikte buraya taşınmıştır. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, Bursa Başpiskoposu Ovakim’i (I.Hovagim) İstanbul’a getirterek, 1461 senesinde İstanbul Ermeni Patrikhanesi’ni kurdurmuştur. Bu tarihten 19. yüzyıl başına kadar olan süreçte Bursa’da bu topluluğa mensup çok sayıda kimseye rastlanmamıştır; 1828-29 Osmanlı-Rus Harbi’nin ardından Karabağ’a yerleştirilen Ermenilerin bir kısmı artan Rus baskılarına dayanmayarak Anadolu topraklarına geri dönmüş, bir kısmı da Bursa’ya yerleşmiştir. Anadolu’dan gelenlerle birlikte bu dönemde Bursa nüfusunun %5’ini oluşturan Ermeniler, hem kent içinde hem de Pazarköy (Orhangazi) çevresinde kozacılık ve ticaret yapmaya başlamıştır. İpek fabrikalarının kurulmasıyla gelişen ekonomik imkânlar sayesinde İstanbul’dan da bu yöreye göç edenler olmuştur. 1900’lü yıllarda üretim faaliyetlerinde etkin rol oynayan ve ipekçiliğin gelişmesine büyük katkıları olan Ermeniler; vilayet, belediye, konsolosluk, ticaret ve sanayi odası gibi önemli kurum ve kuruluşlarda görev almış, kendi dillerinde bir de gazete çıkarmışlardır. Genellikle yaşadıkları Setbaşı-İpekçilik semti ise yaşadıkları dönemde modern mimarisiyle şehrin en seçkin yerlerinden biri haline gelmiştir.

 

93 Harbi’nden sonra Türk ve Ermeniler arasında çeşitli sıkıntılar yaşanmaya başlamıştır. Ancak yürüttüğü hoşgörü politikası ve tüm kültürleri bir arada harmanlayan kültürel mozaiği ile Osmanlı yönetimi bu sorunların üstesinden başarıyla gelmiştir. Osmanlı, Rus ve Amerikan nüfus sayımlarına göre 1.Dünya Savaşı sonrası Hüdavendigar vilayetindeki Ermeni nüfusu daha da arttığı ortaya çıkmıştır. Ancak Bursa Yunan işgali altındayken (1920-1922) kimi Ermeni çeteleri halka zarar vermiş, şehrin kurtuluşunun ardından da Ermeni halkı gemilerle bölgeyi terk etmek durumunda kalmıştır.