Çingeneler

Çingene sözcüğü bir teoriye göre Orta Asya Türkçesinde geçen “çigan” (yoksul) ya da Farsça “çingane” sözcüğünden türemiştir. Hint kökenli bir kavim olduğu kabul edilen Çingeneler tarih içinde sırasıyla İran, Suriye, Filistin ve Mısır’a dağılmışlardır. İran’a giden topluluğun bir kısmı 9. yüzyılda buradan ayrılarak Balkanlara göç etmiştir. Bu yeni topraklar, Çingenelerin tarihinin, kültürünün ve dilinin biçimlenmesinde önemli rol oynamıştır.

Osmanlı Devleti tarafından idari ve askeri bir örgütlenmeye dâhil edilen Rumeli coğrafyasındaki Çingeneler, zamanla kendilerini bu toplumun bir parçası saymış ve Müslüman olmaya başlamışlardır. 93 Harbi, Balkan Harbi ve mübadele dönemlerinde diğer Türklerle Anadolu üzerinden Bursa’ya göç eden topluluk, buraya daha önceki tarihlerde yerleşen akrabalarıyla buluşma imkânına sahip olmuştur.

 

1844 senesi temettuat kayıtlarına göre Kirmastı (Mustafakemalpaşa) ve Hamzabey mahallelerinde 12 Kıptî (Çingene) hanesi vardı. Mülk olarak 1 dönüm ekili tarla, 14 dönüm dutluk, 6 dönüm bağ ve bostan sahibi olan bu kişilerin ipek böcekçiliği ve bağcılık gibi işlerle de uğraştıkları anlaşılmaktaydı. Ancak asıl el sanatları ve müzikal alanlarda çok yetenekli olan Çingeneler, geçimlerini nalbantlık, demircilik, davulculuk ve zurnacılık gibi işler yaparak karşılıyorlardı.

 

Evliya Çelebi, Çingenelerin hoşgörüsüne vurgu yaparak onların Hıristiyanların Paskalyasına Yahudilerin Kamış Bayramı’na katıldıklarını belirtir. Ayrıca ünlü gezgin Seyahatnâme’sinde Bursa’da bir Kıpti mahallesi olduğunu da belirtmiştir (1640).