Bursa’nın Bizans Dönemi

Roma İmparatorluğu, Kavimler Göçü ile başlayan karışıklıklardan sonra Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı (MS. 395). Byzantium olarak anılan İstanbul, önce Doğu Roma’nın sonra da Bizans’ın merkezi oldu.

Bu süreçte Bursa, kavimlerin yağmaları ve yaşanan depremler sonucunda Roma döneminde sahip olduğu refah ile görkemi kaybederek Bitinya’nın küçük bir kenti haline geldi. Romalılar tarafından “Tanrılar Yurdu” diye adlandırılan Olympos’a (Uludağ) Hıristiyan inancının hızla yayılması ile 50’den fazla kilise ve manastır inşa edildi. Çekirge’deki kral kaplıcaları ise imparatorların ve soyluların gözde mekânı oldu. Konstantinopolis’te yaşayan soylular ve kilise adamları tekneleri ile sırf bu kaplıcalar için geliyordu.

Ancak yöneticiler ile halk arasında sorunlar baş gösteriyordu. İmparatorluğun kır soyluları olan tekfurlar, toprakların sahibi durumundaydılar. Mülkiyet hakkından yoksun kalan ve angaryalar altında ezilen köylüler ise Bizans’ın kurduğu bu düzenden hiç memnun değillerdi. Ayrıca devlet yöneticileri ile ruhban sınıf arasında başlayan teolojik tartışmaların da sonu gelmiyordu. Buna karşın 11. yüzyıl sonunda Anadolu’da hüküm sürmeye başlayan Selçuklular, halkının her kesimine mülkiyet hakkı tanıyor, daha uygun yaşam koşulları sunuyordu. Üstelik “zımmî” denilen gayrimüslim kesim, devletin koruması altında ve dinî serbestlik içindeydiler. Bizans tabanını etkileyen bu gerçek, Selçuklular ile beyliklerin yayılmasını kolaylaştıracaktı.